18 Nisan 2018 Çarşamba


Bilge Tonyukuk YAZITLARI

Adı bilinen ilk Türk yazar, tarihçi ve büyük devlet adamı. Milattan sonra 8. asırda
Göktürkler devrinde yaşamış İlteriş Kağan, (Kutluk), Kapagan Kağan, Bögü Han ile Bilge Kağana baş vezirlik yapmış, bazı savaşlarda başkomutan olarak vazife görmüştür.

Kendi adına dikilen abideye yazdırdıklarından anlaşıldığına göre; Çin’de doğmuş, Çin esaretinden İlteriş (Kutluk ) Kağanla birlikte kurtularak Türklerin Çin esaretinden kurtuluş savaşını idare etmiş, gençlik yıllarında ataklık ve cesaretiyle, yaşlılığında da tecrübe ve bilgisi ile devletine hizmet vermiştir. Damadı Bilge Kağanın Türk milletini yerleştirmek ve Budist tapınakları açmak gibi fikirlerini reddetmiştir. Bu sebeple milleti her an at sırtında harbe hazır tutmuş ve Türklüğün İslamiyete girmesine zemin hazırlamıştır. Politikayı iyi bilen, halk ruhunu derinlemesine kavramış olan bu meşhur Göktürk vezirinin kendi adına M.S. 720-725 yıllarında dikilen kitabesi, Moğolistan ’ın Bayın Çoktu mevkiindedir.

Sade ve sanatsız bir dille yazılan bu kitabede; Çin esaretinin çilesinden, Çinlilerin hile ve zulümlerinden bahsedilerek halka öğütler verilir. Bazı bölümlerde de kendi hayatından bahisler vardır.

Bilge Tonyukuk kitabesinden:

“Tanrı yarlıgadığı için Türk milleti içinde silahlı düşmanı gezdirmedim. Damgalı atı koşturmadım. İlteriş Kağan çalışmasaydı ona uyarak ben kendim çalışmasaydım, il de millet de yok olacaktı. Çalıştığı, çalıştığım için il, il oldu. Millet de millet oldu. Kendim artık kocadım... Şimdi Türk Bilge Kağan, Türk müstakil milletini, Oğuz milletini iyi idare ederek tahtında oturuyor."
Tonyukuk, Göktürk Devletinden kalma, 7 ve 8. asra ait en eski taş kitabeler. Üzerinde, Türk Edebiyatının ilk örnekleri bulunan “bengü taşları”dır. Moğalistan’ın kuzey-doğusunda, eski Orhun Nehri yatağına dikilmiş oldukları için bu kitabelere Orhun Âbideleri, Göktürk Devletine ait oldukları için de Göktürk Kitabeleri denmiştir. Âbidelerde adı geçen Ötüken Ormanı, Türklerin Birinci İstiklal Savaşını kazanan Kutluk Kağan tarafından, yeni Türk devletine idare merkezi olarak seçilen yerdir.


BİLGE KAĞAN YAZITLARI


Tanrı gibi gökte olmuş Türk Bilgi Kağanı, bu zamanda oturdum. Sözümü tamamiyle işit. Bilhassa küçük kardeş yeğenim, oğlum, bütün soyum, milletim, güneydeki şadpıt beyleri, kuzeydeki tarkat, buyruk beyleri, Otuz tatar..! Dokuz Oğuz beyleri, milleti! Bu sözümü iyice işit, adamakıllı dinle:

Doğuda gün doğusuna, güneyde gün ortasına, batıda gün batısına, kuzeyde gece ortasına kadar, onun içindeki millet hep düzene soktum. O şimdi kötü değildir. Türk Kağanı Ötüğen ormanında otursa ilde sıkıntı yoktur. Bu yerde oturup Çin milleti ile anlaştım. Altını, gümüşü, ipeği, ipekliyi sıkıntısız öylece veriyor.

Çin milletinin sözü tatlı, ipek kumaşı yumuşak imiş. Tatlı sözle, yumuşak ipek kumaşla aldanıp uzak milleti öylece yaklaştırırmış. Yaklaştırıp, konduktan sonra, kötü şeyleri o zaman düşünürmüş. İyi bilgili insanı yürütmezmiş. Bir insan yanılsa, kabilesi, milleti, akrabasına kadar barındırmazmış. Tatlı sözüne, yumuşak ipek kumaşına aldanıp çok çok, Türk milleti öldün: Tanrı buyruğu için, kendim devletli olduğum için, kağan oturdum. Kağan oturup aç, fakir milleti hep topladım. Yoksa, bu sözümde yalan var mı?

Türk beyleri, milleti, bunu işitin! Türk milletini toplayıp il tutacağını burada vurdum. Yanılıp öleceğini yine burada vurdum. Her ne sözüm varsa ebedi taşa vurdum. Ona bakarak bilin. Şimdiki Türk milleti, beyleri, bu zamanda itaat eden beyler olarak mı yanılacaksınız?


Göktürklerde İslamiyet'e Yakınlık
Göktürkler ve diğer Türk kavimleride, İslamiyet’ten önce, genellikle “put ve maput”lar yoktu. Türkler “mekanı” belli olmayan ve çoğunca gökte oturduğu tasarlanan bir yüce kudrete inanıyorlardı.

Türkler, onun için, hiçbir zorluk ve direniş göstermeden, en kısa bir tarih, döneminde, toptan Müslüman oldular. O kadar ki, bugün kendini Türk olarak bilen 300 milyon insanın (Japon Denizinden Adriyatik’e kadar) hepsi Müslüman’dır. Hıristiyan veya Musevi olduğu ileri sürülen, az sayıda Türk toplulukları, bu kuralı bozmayacak kadar küçük aykırılar (istisnalar) sayılırlar.

Bu gönülden benimseyişin sebebi, ileride açıklanacağı gibi, bütün Türk kütlerlerin, belki Hunlar’dan bu yana soyut bir tek tanrıya (çoğunda Gök Tanrıya) inanmış bulunmalarıdır.

Türklerin İslam içindeki bu durumları, son ölçüde önemli bir keyfiyettir. Çünkü, Kur’an-ı Kerim’in indirildiği Arap dilini konuşan, Araplar içinde dahi azımsanmayacak sayıda hıristiyan’lar hala mevcuttur. Arap ırkındandırlar ama Hz. İsa dinine mensupturlar. Türkler ve Araplardan sonra
İslamiyet ’in diğer büyük kavimlerinden İranlılar arasında da bir miktar “hıristiyan” bulunuyor. Ancak, daha önemlisi: İranlıların bir bölüğü kendi eski dinlerinin ve esatir (mitoloji)’lerinin etkisi ile İslamiyet’i, esasında uzaklaştırmış ve hatta tanınmaz hale koymuşlardır. Buna karşılık Türklerin ezici çoğunluğu ise Kuran müslümanıdır.


       Göktürkçe’nin Anadolu Türkçesi'nden farkları şöyledir:

·         Bugün (G) ile başlattığımız sözler, Göktürkçe’de (K) ile başlar. Göz, gelmek, görmek kelimeleri köz, kelmek, körmek şeklindedir.
·         Göktürkçe’deki bazı (T) ler bugün (D) olmuştur. Timiş, tiyip yerine demiş, diyip gibi.
·         Bugün kullandığımız bazı (Y) lerin yerine Göktürkçe’de (D) kullanılmıştır. Ayak, boy, uyumak yerine adak, bod, udımak gibi.
·         Bugünkü bazı (V) lerin yerine Göktürkçe’de (B) vardır: vermek, var, ev yerine bermek, bar, eb gibi.
·         Göktürkçe’de olmak fiili bolmak, su ismi sub şeklindedir.
·         İsmin (i-) hali Göktürkçe’de (-g veya –ig) şeklinde bulunur. Kişi-y-i, ordu-y-u, iş-i, yerine kişiğ, ordug, işig gibi.
·         İsimin (e)hali Göktürkçe’de (-ke, -ga)şeklindedir. Kime kağana yerine kim-ke, kağan-ka gibi.
·         Göktürkçe’de belirsiz isim takımları çoğunlukla takısız söylenir. Türk milleti, Türk hakanı, Gök tanrısı yerine Türk budın, Türk kağan, Kök tengir gibi.
·         Kelimelerden isim ve sıfat türetmeye yarayan –li (lı, lu lü) eki Göktürkçe’de –lig, lıg şeklindedir. Vatan-lı millet, Hakan-lı millet yerlerine il-lig budın, kağanlığ budın gibi.

Göktürk yazıtlarında dil hemen hemen arı Türkçe’dir. Bununla birlikte Konçuy, biti-yad, yalmas (elmas) kamag (kamu) gibi yabancı kelimeler bu metinlerde de bulunmaktadır.

Aradan 1200 yıl geçtiği düşünülürse Gök-Türkçeye göre bugünümüzdeki dilimizde görülün bu değişmeler pek önemli sayılmaz. Yazıtlardaki kelimelerin pek çoğu (Kara, il, kanı (hani), kağan, bey, işitmek, oğul, kul, sözleşmek, taşra, özüm, sakınmak vs.) bugün hemen hiç değişmemiş bulunmamaktadır. Ayrıca anlam veya biçim bakımından az çok değişmiş olarak yaşayan kelimeler pek çoktur.

Göktürk yazıtları, Türklerin icadı olduğu sanılan Orhun alfabesi ile yazılmıştır. Yazıtlarda bu alfabenin en gelişmiş biçimi görülüyor. 6 yy. ait bulunan, Yenisey Kırgızları’nın mezar taşlarında ise, bu alfabenin daha ilkel şekillerine rastlanmıştır. Bu hal, Orhun yazısının Türkler tarafından bulunup geliştirildiğini düşündürmektedir. Ayrıca bu yazının, Türk damgalarından çıkmış olduğu anlaşılıyor. Çünkü, ok ve yay resmini andıran iki harf aynen "ok" ve "ya" diye okunmaktadır. Bu yazının Arami alfabesinden alınmış olup, Türkçeye uydurularak geliştirildiğini söyleyen bilginler de vardır.

Köktürk alfabesi 38 harflidir. Harfler ayrık olarak, sağdan sola veya yukarıdan aşağıya doğru yazılır. Bu ayrık düzen, Köktürk harflerini kağıda yazılmaktansa, taşa yazılmayı daha uygun kılmıştır. Ne var ki bu yazının kağıt üzerindeki örnekleri de ele geçmiştir. 38 harfin, (4)ü sesli, (26) sı sessiz, 8 tanesi ise birleşik harflerdir.

Dil ve Alfabe

İslamlıktan önceki Orta Asya Türkçe sinde başlıca iki edebi lehçe meydana gelmiştir. Bunlar, en kuvvetli örneği şu yazıtlarda gördüğümüz Göktürk lehçesi ile aşağıda göreceğimiz Uygur lehçesidir. Bu yazıtlar çok işlek nesir üslubu ile yazıldığına göre, aynı lehçe ile meydana gelmiş, fakat ele geçmemiş daha birçok eserler olsa gerektir. İlk devre edebiyatının en kuvvetli örneklerini veren bu lehçe, bazı değişmelere uğramış olmakla birlikte Batı (Anadolu) Türkçe sinin kaynağı olmuştur.




Kül Tigin Yazıtlarından Kıssalar


·         Türk kara kamag budun ança timiş: “İllig budun ertim, ilim amatı kana? Kimke iliğ kazganur men?” tir ermiş. “Kağanlıg budun ertim, kağanım kanı? Ne kağanka işiğ küçüg birür men?” tir ermiş. Ança tip Tabgaç kağanka yağı bolmış.
·         Türk halkı şöyle demiş: “Vatanlı millet idim, vatanım şimdi hani? Kime vatan kazanacağım ben” dermiş. “Hakanlı millet idim, hakanım hani? Hangi hakana işimi gücümü vereceğim?” dermiş. Böylece söyleyip Çin hakanına düşman olmuş.
·         Türk Oğuz beğleri, budun, eşiding! Öze tengri basmasar, asra yir telinmeser, Türk budın, ilingin törüngün kim artadı?
·         Türk Oğuz beyleri, millet işitin! Üsten gök basmasa alttan yer delinmese, Türk milleti, ilini töreni kim bozabilir?
·         Barduk yirde edgüg ol erinç: kanıng subça yügürti sönüküng tağça yattı. Beglik urı oğlın kul boldu, işilik kız oğlun küng boldı.
·         Vardığın yerde eline geçen şu oldu: Kanın su gibi aktı. Kemiğin dağ gibi yığıldı. Bey gibi oğlun kul oldu. Temiz kız çocuğun odalık oldu.
·         Akanım kağan yiti yigirmi erin taşıkmış. “Taşra yorıyur” tiyin kü eşidip balıktaki tağıkmış, tağdaki inmiş, tirilip yitmiş er bolmuş. Tengri küç birdük üçün akanım kağan süsi böri teg ermiş, yağısı koy teg ermiş.
·         Babam hakan, on yedi erle dışarı kaçmış. “Dışarı yürüyor” diye haber işitince, şehirdeki dağa çıkmış, dağdaki inmiş. Derlenip yetmiş er olmuşlar. Tanrı güç verdiği için babam hakanın askeri kurt gibi imiş. Düşman koyun gibiymiş.
·         İçre aşsız, taşra tonsız yabız, yablak budunda üze olurtım. İnim Kül Tiğin birle sözleştimiz. Akanımız, eçimiz kazganmış budın atı küsi yok bolmaasın tiyin, Türk budın içün tün udımadım; küntüz otırmadım. İnim Kül Tiğin birle, eki şad birle ölü yiti kazgandım.
·         İçi aşsız, dışı giyimsiz, zayıf çaresiz millet üzerine oturdum (Tahta çıktım). Küçük kardeşim Kül Tiğin ile sözleştik: Babamızın, amcamızın kazandığı milletin adı sanı yok olmasın diye Türk milleti için gece uyumadım, gündüz oturmadım. Küçüğüm Kül Tiğin ve iki şad (şehzade) ile ölürcesine çalıştım.
·         İnim Kül Tiğin kergek boldı. Özüm sakındım. Körür közüm teg, bilir biligim bilmez teg boldı. Kişi oğlı kop ölgeli törümiş.
·         Küçüğüm Kül Tiğin merhum oldu. Ben yas tuttum. Görür gözüm görmez, bilir bilgim bilmez oldu. Kişi oğlu hep ölü türermiş.



Bilge Tonyukuk YAZITLARI Adı bilinen ilk Türk yazar, tarihçi ve büyük devlet adamı. Milattan sonra 8. asırda Göktürkler devrinde ya...